| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

benim sayfam

Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

BİR DAKİKA

Deniz durgun göl gibi, gitgide genişliyor
Sular kayalıklarda nurdan izler işliyor,
Engine sarkan gökler baştan başa yıldızlı..
Şimdi göğsümde kalbim çarpıyor hızlı hızlı.

Göklerden bir yıldızın gölgesi düşmüş suya
Dalmış suyun koynunda bir gecelik uykuya
Bazan uzunlaşıyor, bazan da kıvranıyor
Durgun suyun altında bir mum gibi yanıyor

Yakın olayım diye bu gökten gelen ize
Öyle eğilmişim ki kayalardan denize
Alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
Baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi

Bilemem nasıl oldu geldi ki öyle bir an
Yenilmez bir haz duyup denize atılmaktan
Kurtulmak ne kolaymış faniliğimden dedim
Doğruldum atılırken bir dakika titredim

Bir dakika sonsuzluk doldu taştı gönlümden
Bir dakika bir ömrü kurtarmıştı ölümden.

Nazım Hikmet Ran

ÜÇ DİL

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelime bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Canım ağzıma geldi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

Bedri Rahmi Eyüboğlu



BİZİM GİBİ

Arzulu mudur acaba
Bir tank, rüyasında
Ve ne düşünür tayyare
Yalnız kaldığı zaman?

Hep bir ağızdan şarkı söylemesini
Sevmez mi acaba gaz maskeleri
Ay ışığında?

Ve tüfeklerin merhameti yok mudur
Biz insanlar kadar olsun?

Orhan Veli Kanık


BUGÜN VE BUGÜN

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz

Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.

Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.

Özdemir Asaf



GECE NÖBETİ

Daha az seviyorum seni.. 
Giderek daha az.. 
Unutur gibi seviyorum.. 
Azala azala.. 
Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. 

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. 
Daha az seviyorum seni.. 
Kendini iyileştiren bir yara gibi.. 
Daha az.. 
Ve zamanla.. 

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. 
Uzak dağ kışlalarında.. 
Görmüyoruz birbirimizi.. 
Usul usul sis iniyor.. 
Kopmuş yollara.. 
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. 
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. 
Sevgilim sevgilim 
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin 
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. 

Artık daha az seviyorum seni.. 
Unutur gibi..ölür gibi daha az.. 
Yeniden ödetiyorum kendime 
Onca aşkın öğretemediğini.. 
Kolay değildi.. 
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. 
Kaç acı birden imtihan etti beni.. 
Bir tek gece vardır insanın hayatında.. 
Ömür boyu sürer nöbeti.. 
Bu da öyleydi.. 
İyi ol.. 
Sağ ol.. 
Uzak ol.. 
Ama bir daha görme beni.. 

Murathan Mungan

 


BEŞİNCİ MEKTUP

Ayrılık diye bir şey yok. 
Bu bizim yalanımız. 
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. 
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun? 

Güneş çoktan doğdu. 
Uyanmış olmalısın. 
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? 
Öyleyse ayrılmadık. 
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. 

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. 
Önce beklemekten. 
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. 
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. 

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, 
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... 
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, 
Kanunlara saygı göstermesini, 
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. 

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. 
Ya o? Ya o? 
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, 
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, 
Saadet bekliyor yaşamaktan. 

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. 
Aradıklarının çoğunu bulamamış, 
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak 
Göçüp gidiyor bu dünyadan. 

İşte yaşamak maceramız bu. 
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak 
Ve yaşayıp beklerken ölmek! 

Özleme bir diyeceğim yok. 
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. 
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. 
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin. 

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı, 
Yaşantımız özlemlerle güzel. 
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. 
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. 
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz. 

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; 
Seni özlediğim içindir. 
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; 
Seni özlediğim içindir. 
Yaşıyorsam; içimde umut varsa, 
Yine seni özlediğim içindir. 

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


 

MUTLU OLMA ŞANSI

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili 
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, 
acısını acımız yaptık çünkü. 
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın 
gözyaşı bile içimizi parçaladı. 
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk... 
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. 
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili... 
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. 
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım. 
Yaşamak ne güzeldir be sevgili... 
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek... 
Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın... 

Yılmaz Güney

 

BELKİ BEN

Belki ben
o günden
çok daha evvel,
köprü başında sallanarak
bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım.
Belki ben
o günden
çok daha sonra ,
matruş çenemde ak bir sakalın izi
sağ kalacağım...
Ve ben
o günden
çok daha sonra:
sağ kalırsam eğer,
şehrin meydan kenarlarında yaslanıp
duvarlara
son kavgadan benim gibi sağ kalan
ihtiyarlara,
bayram akşamlarında keman
çalacağım...
Etrafta mükemmel bir gecenin
ışıklı kaldırımları
Ve yeni şarkılar söyleyen
yeni insanların
adımları...

Nazım Hikmet Ran

SEVDA ÜSTÜNE

Bütün kitapları yakmalı 
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır 
Kitaplara göre insan 
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş 
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır 
Aptaldır, hastadır, kahramandır 
Bütün kitapları yakmalı 
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. 
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler 
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar 
Bir tek meyve veren dalı keserler 
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı 
Esti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli 
Bir tek meyve veren dalı kesmeli 
İnsan dediğin derya misali 
Üstünde milyonlarca dalga 
İçinde kıyametler kopmalı 
İnsan dediğin derya misali 
Uçsuz bucaksız olmalı. 

Gel çıkalım sevgilim gel 
Gel kurtulalım birler hanesinden 
Çekelim gidelim bir uçtan bir uca 
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar 
Sevelim sevelim sevelim 
Sevebileceğimiz kadar. 

Bedri Rahmi Eyüboğlu 

BİR YUSUF MASALI

başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız 
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya 
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı 
ilk önce damarlarımızda duyuyor çağıltısını 
uzak iklimlerin 
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden 
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda 
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz 
bize ait olan ne kadar uzakta! 

İsmet Özel