| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

benim sayfam

Yazılar arşiv 05.2008 Other entries in 2008-05 resimler , videolar

BİLİYORUM SANA GİDEN...

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yanlız seni, yanlız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Raslaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

Cemal Süreya


BEN BİR ERKEN AKŞAM

Ben mızrabı kırık bağlama,
ben bir erken akşam, bir telaşlı kasaba;
savurdum yüreğimi erken göçen kuşlara…

Ben geride kimsesi kendi kalmış.
Bir yalnız bulut terk edilmiş ufukta.
Islıkla türküler söyledim zifiri sokaklara…

Ben okyanuslarda yalnız bir taka.
Hep özlettim kendimi kıyılara,
hep özettim ünlemlere, hep özet sorulara…

Yaslanıp bir gülün kokusuna,
dağıttım ömrümü incinmiş notalara,
dağıttım gençliğimi terli ayrılıklara…

Ben mızrabı kırık bağlama,
ben bir erken akşam, bir telaşlı kasaba;
savurdum yüreğimi erken göçen kuşlara.

Daha bakıp durmaktayım göklerde kanatlara...

Yılmaz Odabaşı



SEN OLMASAN

 

Sen olmasan...Seni bir dakka görmesem yahut,

Bilir misin ne olur?

Şu gök, güneş ebediyen kapansa, belki vücut Soğuk geceyle

uyuşmak yolunda çare arar

ve bulur;

Fakat karanlığa mümkün müdür alıştırmak Bütün güneşle ve

göklerle beslenen ruhu,

Bu vurduğun ruhu?..

Sen olmasan...Seni bulmak hayali kaybolsa,

Yaşar mıyım dersin?

Söner yok olmana bir an inanmış olsa hayal;Soğur, donar,kırılır

senden ayrılınca bakış;

Ne hazin

Gelir hayat o zaman hem vücuda, hem ruha,Yaşarmıyız seni

kaybetsek ah, ben, kalbim,

Bu mustarip kalbim?

Sen olmasan...Bu en içten bir itiraf işte:

Sen olmasan yaşamameninle bağlarımız hoş bir uzlaşım, işte;

Fakat bu bağ geri kalmaz ki ruhu ezmekten.

Akşam

Gruba karşı düşündüm sükun, içinde bunu:Fena değil sevişip

ağlamak, fakat yaşamak Değer mi göz yaşına!..

 

Tevfik Fikret